ÎMAN ve İSLÂM

MEHMET SELİM POLAT

Şiirler

without comments

Dünya Bizimdi 

Dünya bizimdi,Tersine döndü çarkımız.

Hala övünürüz ,vardır şanlı tarihimiz.

Kaybettikçe,Hayvandan yok farkımız.

Şimdi,Yiyip,içeriz,Tuvalete Koşarız.

 

Üç kıt’a da at oynattık,Nam saldık.

Bir zaman,Amerika’dan vergi aldık.

Ya Fıransayı,Parmağımızda oynattık.

Zalim,Kalleş,İngilizi Denize gömdük.

 

Kara deniz gölümüzdü.Zordaydı Rus.

Ak deniz zaten bizimdi,içinde Kıbrıs.

İslâm ülkeleri emrimizdeydi,farksız.

Onlarla kardeş olmuştuk,Yok imansız.

 

İtalyanı,Yunanı Devlet saymadık.

Kiliseleri cami yapıp ezan okuduk.

Sonunda Almanyaya köle olduk.

Soysuzlara uyduk,Tarihi unuttuk.

 

Hıristiyan oyununa yenildik,inan.

Bir daha dirilecağız,vardır güman.

Amel gittiysede,yerindedir iman.

Uyuma,uyan kaybolmasın zaman.

 

 

                 mehmet selim polat

========================= 

İnsan Müsveddesi

Demokrasi Herkese Hürriyetse.
Baş örtüsü neden yasak öyleyse?.
Rengarenk boyanmak insanlıksa.
Tüküreyim gidiver,Mümkünse.
 
Sakalına bak sembolize edilmiş.
Soytarı kılıklı insanlar varmış.
Bunlar meğer ilkel medeniymiş.
Tükürme, yazık dahası varmış.
 
Dar pantolun giy kıvırda git.
Sokakta çoğaldı iki ayaklı it.
Çamaşırında var on tane bit.
Dokunma ısırır,salıver git.
 
Erkek züppe,Kadın fahişe.
Şeytanın aklı ermedi bu işe.
Taharete gerek yok,ayakta işe.
Bunlar çağdaş,söver geçmişe.
 
Saçları rengarenk,boya cümbüşü
İnsan denilmez,sadece canî dişi.
İçki içer,diskolarda sürünür kişi.
Gelecek meçhul,berbat geçmişi.
 
Müslüman demek için şahit yok.
Domates kırmızı,Tanığı çok
Biber yeşildir,tanımayan yok.
Patlıcan alırken,tarife gerek yok
 
Kişinin Görünüşü,aynasıdır.
Laf dediğin onun palavrasıdır.
Ayinsei iştir,söz açıklamasıdır.
İman kalpte değil,yaşantısıdır.
 
Anasını kesmiş,aptal bunak.
Olmuşlardı,İslamdan Uzak.
Sonu bu olacaktı muhakkak.
Cehennemde yakacaktır,HAK.
 
Mehmet selim polat
Ahlak
Ayetler
Gurbet

Ahlak

Haya kalmadı,her taraf rezalet.
Kumar,eroin,içki,fuhuş mel’anet.
Okullara sokuldu,işte mektubat.
Nurun girmediği yere,girer zülumat

Ne Allahı tanır,ne namaz kılar.
Ne Allahtan korkar,nede utanır.
o sadece haram, parayı tanır.
Nerde akşam,orda sabah uyanır.

Yolda yürürken insan sanırsın.
Tatlı sözlerine hemen aldanırsın.
Devlet baba,bundan sorumlusun.
Evladına sahip çık ne olursun? .

Baba öz kızına saldırıyor,utandım.
Ahlak çökmüş bunu er geç anladım.
Evlat ana,babayı dinlemiyor,inan.
Dua ile olmuyor,haniya ilahî yasam.

Hırsızlık meşrulaştı,yalan kutsallaştı.
Her yer Kamusal alan,sarpa dolaştı.
Geç kaldık bile,atı alan üsküdara ulaştı.
Allah canımı alsın,kıyametmi yaklaştı?

Müslümanlık gericilikmiş,ahmak’a bak.
Hıristiyanlığa özeniyor,bunak,avanak.
Yahudi iyilik düşünmez,muhakkak.
Ermeni öc almak için,ahlakı yıkacak.

Müslüman olmayan olur bir gün pişman.
Bana ne? diyeni,affedermi? ,hiç düşman.
Kur’an,a uymayan,olur bir gün perişan.
Şeytana uyma,pakize,ayşe, fatma,hurişan.

Gençlik bu değil,ne olur secdeye eğil.
Yol bu yoldur,gittiğin bu yol,yol değil.
Sanki bir rüya gördün,sabah oldu ayıl.
Dost arıyorsan eğer,Muhammed’e sarıl.

Mehmet Selim Polat

Vekiller 

Vekiller-şiir

Tabloyu Tıkala Büyüsün.
 http://ababdhac.blogspot.com/2008/04/vekiller-iir.html

Avrupaya Benzettiler-şiir

BENZETTİLER

Yeni bir afyondur yenen her lokma

Biber avrupalı, tuz avrupalı.

Gülücükler sahte, kirpikler takma

Dudak Avrupalı, göz Avrupalı.

 

Bebeklikte benliğini yitiren

Tepe tepe tepemizde oturan

Bizi çıkmazlara alıp götüren

Ayak Avrupalı, iz avrupalı.

 

Birisi diskoda içer, kıvırır

Birisi kulüpte konken çevirir

Yapmasını bilmez, yıkar devirir

Ana avrupalı, kız avrupalı.

 

Kalıba uydurdu uyduklarımız

Yazmakla bitmez ki duyduklarımız

Paris modasıdır giydiklerimiz

Astar avrupalı, yüz avrupalı.

 

En mahrem yerlerin kalktı örtüsü

Beş santim tırnaktır ellerin süsü

Bütün bunlar medenîlik ölçüsü

Cilve avrupalı, naz avrupalı.

 

İster sâri deyin, isterse irsî,

Büyük revaç buldu makbulün tersi

Duyduğumuz ‘okey,adiyö,mersi’

Ağız avrupalı, söz avrupalı.

 

Her gün karşımıza on zıpır çıkar

Bağırır,çağırır,devirir yıkar

Dinler kulağımız, gözümüz bakar

Sürü Avrupalı, yoz avrupalı.

 

Başımız ayıkmaz binlerce halttan

Örf,adet gemimiz delindi alttan

Analar Muğla’dan, Van’dan, Tokat’tan

Bebek avrupalı, bez avrupalı.

 

Sahnede ekranda hıyar dinleriz

Deliye,densize uyar dinleriz

Saçma çığlıkları duyar dinleriz

Şarkı avrupalı, saz avrupalı.

 

Herkes soyunuyor, açılmıyor ki

Sokakta boynuzdan geçilmiyor ki

Müslüman gâvurdan seçilmiyor ki

Şekil avrupalı,poz avrupalı.

 

‘Türklük bu mu? ‘ desem ‘bu’ diyecekler

Şampanyayı sorsam ’su’ diyecekler

Bir gün kökümüze ‘hu’ diyecekler

Kabuk avrupalı,öz avrupalı.

 

                     Abdurrahim Karakoç

Reçete-şiir

Reçete

Ey yüksek sosyeteye mensup modacı hanım,
Eğlence zümresinin başının tacı hanım,
Bu metod ki, sizlerin müsbet ilâcı hanım:
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

Yerindedir tahsilin, güzelliğin şahane.
Varsa Türk’ten tâlibin, bul çeşitli bahane.
Bir ecnebî hovarda yakalarsan daha ne? …
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

Flörtünün sayısı; en az on beş olmalı…
Kimisi hâlis züppe, kimisi keş olmalı…
Altın kolyen, kürk manton, taksin beleş olmalı.
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

İç votkayı, şarabı; sokaklarda nâra at.
Medeniyet sizlerle yükselmektedir kat kat(!)
Çeşni ruha gıdadır, her gün bir yatakta yat…
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

Hiç durma twist öğren, her gün bir baloya git;
Tırnağını, yüzünü, dudağını boya git.
Sun’î peyke vâris ol, conilerle aya git.
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

Bazen düz pantalon giy, traş ettir enseni.
Bin dolaş bisiklete, göster şöyle sen seni.
Kabahat ailende.. anlıyorum ben seni.
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

Artist ol, filim çevir; ismine yıldız derler…
Bin kez kürtaj yaptırsan gene sana kız derler!
Çıplak resim çektirsen, ne şahane poz derler.
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

Mayoyla endam göster, git jürinin önünde..
Mahremini teşhir et her birinin önünde..
Seçil bir kıraliçe imtihanın sonunda.
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

Hayır, inanma kızım! Bunlar hep istihzadır.
Namus, insanlar için en mukaddes meyvadır.
Gençlikte hissiyatın belki seni aldatır.
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Haddinden çok açılmak soysuzun modasıdır.

Türk oğluna anne ol, iftihar et onunla;
Elin soysuz züppesi bağdaşamaz seninle;
Bu yurdun kızı isen şu sözü iyi dinle:
‘Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Yapacağın düşüklük bize yüz karasıdır.’

Vur Emri(sh.292)
Abdurrahim Karakoç

Halimiz ne Olacak?

HALİMİZ……

Nedir Allahım, nedir, bu diyarın şu hali?
Bezginlikten ruhunu kaybetmiş bir ahali;

Ve bir mecnun idare tamda hastanelik…
Öyle davranışlar ki, destanlık, efsanelik…

Ne bilgi , ne düşünce, ne gelenek, ne nizam;
Anladıkları tek şey zam ve zam üstüne zam.

Binada mukavemet hesabı var, bilmezler;
Önün uçurum dersin, eğil bak; eğilmezler.

Resmî geliri dörtse, gideri kırk, aile…
Ahlâki-iktisadî, bu ne biçim hâile?.

İş mi; kullanılamaz insan gücünü ihraç!
Millî aczi satarak elde edilen haraç..

Bu iş, gâvurdan, milli acze kira istemek;
Ben bir beygir gücüyüm, onu sen kullan demek!…

Üstelik, gelen para küflendikçe kasada;
Bataklıkla kuraklık, yan yana piyasada.

Habire enflâsyonla sağlanan ödemeler;
Ve üstelik bu vatan kalkınıyor demeler…

Bir deli ki, avlanır, güya çıkarken ava;
Ağız yolunu bilmez, kaşık çalar pilâva.

Hepsinden baskını şu; Particilik gayreti!
Kahramanları sahte, dünyaları iğreti.

Alternatif, paralel, boş kelimelerden sis;
Hepsinde “ben” dâvası; aşk ölü, vicdan hasis.

Mehmetciğin sırtından birbirini gammazlar;
Kıbrıs’ta köprü kurar, hükümet kuramazlar!

Kurt , kuzu ve ot nasıl geçirilir karşıya?
Oy boncuğu sürmenin tam zamanı, çarşıya!

Bütün hesapları bu, bütün kaygıları bu!…
Ve rejim ellerinde el sürülmez tabu.

Örterler de toprak saçıp, köpek, kazuratını,
Gezdirir mini etek köpeklik berâtını.

İslâma serbest olan, camilerde mahpusluk;
İman, fikir, ruh, lisan, suyu kesilmiş musluk.

Kalpleri dinler sağır, klavuzluk eder kör;
Dindara çağ dışı der, çağı bilmez profesör …

Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim…
Ya bunlar Türkçe değil, yahut ben Türk değilim!

Oysa halis Türk benim, bunlar işgalcilerim;
Allah Türke acısın, yalnız bunu dilerim.

N.F.Kısakürek

Written by mehmet selim polat

Temmuz 6, 2008 6:38 am

Yorum Yapın